__________________



··._.· Nurtaneleri.Blogcu.com ·.¸¸. - Blogcu

··._.· Nurtaneleri.Blogcu.com ·.¸¸.

21/9/2009 - iYi BaYRaMLaR...!!!

Kategori: _KuTLaMaLaR___


 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

5/9/2009 - öDüLüM VaRRR....

 

  
  
SeVGiLi ve CaNDaN..
blog arkadaşım sihirli masalcı benide ödüle layık görmüş...
kendisi tarafından ödüllerilmekte ayrı bir mutluluk benim için..

1.)sevgili arkadaşım sihirli masalcı'ya kendisine çoook teşekkür ediyorum...

İŞTE ADRESİ; http://sihirlimasalci.blogcu.com/

senin blogunlada tanışmaktan gerçekten mutluluk duydum...
ve yokluğumda blogum'u yalnız brakmadığın için ayrıca tesekkür ediyorum...
ayrıyetten onu ödüllendiren
http://www.karanfilimin.blogcu.com 'ada
çook tesekkür ediyorum çünkü  o ÖDÜLE LAYIK BİRİ...

2.benimde 7 güzel blog arkadaşımı ödüllendirmem gerek...
işte begendiğim ve sevdiğim 7 blog arkadaşım...

1.)http://eregliceyiz.blogcu.com/
2.)http://elifnun.blogcu.com/
3.)http://doruklardasevgi.blogcu.com/
4.)http://sevdeanne.blogcu.com/
5.)http://tarifdunyasihatice.blogcu.com/
6.)http://azadgulu.blogcu.com/
7.)http://affeyleyarab.blogcu.com/

3.)işte begendiğim ve sevdiğim 7 blog arkadaşım...
ödüllerini kabul ederler umarım...
mimliyorum sizi haydi bakalım kendiniz hakkında 7 ilginç şeyi yazmayı unutmayın  ve sizde 7 blog arkadaşınızı ödüllendireceksiz...
BeNMi..?
Hemen yazmaya başlıyorum...

1.)en değer verdiğim şey komşuluk.arkadaşlık hani ev alma komşu al hesabı...çünkü saraydada yaşasanız komsunuz arkadaşınız yoksa mutlu olmazsınız...

2.)ikincisi temizliğe düşkünümdür.dağınıklıktan nefret ederim birde camı silince yagan yagmurdan titizimdir ama hastalık derecesinde değil tabi..öyle bozuk paraları falan yıkamam yani...
bişeyi yapacaksam tam yaparım,yapmayacaksam hiç bulaşmam hani...

3.)gezmeyi secerim ama evcilimdir aslında fırsat yok yani gezmeye...
he birde alışverişi severim ama öyle her gördüğümü almam ...
marka takılmam kendime yakışanı giyerim...

4.)yalandan nefret ederim ..
yalancı insanlardan birde haksızlığa tahammülüm yoktur...
baskasınada yapılsa üzülürüm...

5.)bende öyle haber seyretmem çok gazete yerine internet var zaten...
spormu hiç sevmem duymak bile istemem...

6.)örgü örmeyi severim ama ne bileyim değişik şeyler biraz...
(yakında paylaşırım inş ördüklerimi..)
dantel mi..?nefret ederim...
(zamanında çok ördüğümden sanırım.)

7.)inatcıyımdır ama haklıysam sonuna kadar savunurum kendimi....
haksızsam hiç konuşmamayı tercih ederim..
birisine kırılırım çok kızarım ama kıramam işte kolay kolay kimseyi...

madem tenışacağız bu arada yasım 26 3.5 yaşında bir oglum var...
yaramazmı yaramaz ...
tatlımı tatlı...
ondan fırsat bulup bloguma gelemiyorum ya zaten....
mazur görün artık...
ben sizleri sevdim,ödüllendirdim...
sizlerde kabul edersiniz umarım...

birde önerim var nacizane bu önerimin önderliğinide sihirli masalcı
LAMBA CİNİ kardeşimin yapmasını isterim...

(BİLİYORSUNUZ bloglarda nice güzel değerli yazılar,şiirler,bilgiler paylaşılıyor..ama bakıyorsunuz altında bir yorum bile yok...
mesele yorum yazılması değil elbet ki ama insan güzel bişeyler paylaşıp ta yorumsuz görünce okunulmadığını düşünüyor ister istemez.
aramızda blog arkadaşlarımızla okuma günleri düzenlesek,bi nevi ziyaret yani nasıl mı..?
mesela ister günde olsun ister haftada orasına siz karar verin..
bir blog ardaşımızda toplansak ve onun yazılarını okuyup degerlendirsek ne güzel olur değil mi..?
benim nacizene tavsiyem budur...
değerli LAMBA CİNİ kardeşime duyurulur... :)
 
BuDa küçükte olsa hediyemdir kendisine...!!!


 


Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/9/2009 - sevginin adı…




Bir kapı aralamaktır veda çıkıp giderken.... Ve bir tesellî düşer kalbin en güzel yerine ........

Bir başka boyutta yazılıdır sevginin adı…

Yüreğe gelen her rüzgarın bir sesi vardır, sabrı tavsiye eden… Duymak gerekir bu sesleri taa derinlerden… Bir tebessümdür yeni olan her şey… Ve alışmaktır yüreğe serpilen her bir gözyaşına… Ve eskiye özlem, adına yeni denen her kapıyı aralamaktır aslında… Yüreğe kazılan her hâtıra için sevmektir, herkesi ve her şeyi… Eskinin hatırına yaşamaktır geleceği…

Ve anlatmaktır kâinata atılan asil imzanın sahibini… Yürekte çarpan ismini… Eskimeyen sevgisini… Yeni olan her şeyin ve mâzîdeki her nefesin sahibini… Sana, kapıları açan merhametini… Bir vasiyetse bu bırakmaktır elinin uzandığı herkese… Anlatmalıdır herkes O’nu… Kalbindeki yeri kadar, sevgisi cümle olup uçmalıdır gönüllere… Ve hissetmelidir yaratılış sebebini… Ve ayrılığın yükü hafiflemelidir gönlündeki…

Sevmekle başladıysa her şey, öyle bitmeli…

Kollarını açıp yollarda beklemeli… Sevmeli herkesi, hasta gönülleri iyileştirmeli… Boş sevgi cümleleri ile değil, sevgiyi yaratanı ekleyerek her bir söze, öyle kalplere girmeli…

Hoş görmeli dostları… Kırgınlıklar için vakit yokken, yarınlara gülümseyerek O’nun rızası ile başlamalı… Yürekten bir “Allah!” deyip şeytanları ağlatmalı… Ve bir umut olmak ruhunu acıtmış herkes için… Sabrı yoldaş edinmek… Reçetesi belli olan kalplerin eline ilaçlarını vermek…

Bir bahardır bu… Sevginin vakti gelmiştir… Açar her bir gönülde!.. Sabır ile sulanır ve filiz verir her bir nefesle… Anlattıkça yüce yaratıcıyı daha çok büyür içinde… Hatıralarda artık üzmez kendini… Bir tesellisi vardır adına gelecek denen... Ayrılık artık şenlenir.

Ruhların vedâsı etkilememeli insanlığa olan sevgimizi… Bunca vedâyı boş yere harcamamalı… Beyazlar giydirmeli ayrılıklara ve gönlümüze gömmeli… Gelecekteki her bir nefes uğruna gönüllere Hakk’ın rızası ile girmeli… Sevmeli, sevdirmeli…

Veda eden ruhun özlemi ile geçen hüzünlü bir gelecekte, zamanın kovaladığı nefesleri tüketmemeli… Adına son denen her şey sevgi ile can vermeli…

Sevmekle başladıysa her şey, öyle bitmeli…



Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

31/7/2009 - SeNSiZ...!!!


 


...

Aslında ne uyanabilirim bir sabah güneş doğduğunda ve ne de durabilirim ayaklarımın

üstünde Sen’in iznin olmadan tek bir saniye.

Evet fakirim.Ne bir kuş gibi yetinebilirim derme çatma bir ev ,iki lokma yemle. Ne yaşayabilirim herkesten uzak bir yerde.

Ne unutabilirim geçmişi ki kurtulayım hatalarım ve pişmanlıklarımdan, ne de düşünmeyebilirim geleceği ki düşmeyeyim endişe karanlığında

ümitsizlik çukurlarına.

Ne küstahım ki seni hiç memnun edememiş samimiyetsiz gönülle, binler hatayla kirlenmiş belki bir tek amelle, riyanın her türüne

bulaşmış bir dille geliyorum huzuruna. Ne küstahım ki taşıyorum tüm pisliklerimi o pak huzuruna.Ve ne çaresizim ki tüm pisliğime ve utancıma

rağmen bulamıyorum senden başka açık bir tek kapı.

Hani dostun öğütlemişti sana “Affedicisin, affetmeyi seversin,bizleri de affet” diye seslenelim diye.Hani sen müjdelemiştin “kulum

bana bir adım atarsa ben ona on adım atarım” diye.

Ya Rab, sen affedicisin, affetmeyi seversin, bizleri de affeyle.Kendine kul kabul eyle.Şu mücrim halimizi huzurunda yüzümüze vurup

bizi rahmetinden mahrum etme.

Ya Rab, Resulüne, Habibine, alemlere rahmet gönderdiğin Efendim’e (S.A.S) yarattığın mahluklar adedince selamlarımızı ilet. Bizi

O’na ümmet olacak şekilde temizle, O’nun sevgisini Sen’in sevginle beraber bizde en öne al.

Ya Rab, ne Sen’i, ne Habibin’i hakkıyla bilemedik, layıkıyla sevemedik. Sen Sen’i biz bildir, içimizi aşkınla doldur ve bizi o aşkla doyur.

Ya Rab, şu zor günde dahi kalbimde temiz bir nokta bulup, bir damla yaş dökemedim.Değil dünyanı dört bir yanındaki sıkıntıları,

Filistin’de katledilen kardeşlerimin acısını dahi almadı taşlaşmış yüreği.Islatmadı yanaklarımı günahtan kurumuş gözlerim.Sen beni içine düştüğüm

bataklıktan kurtar.Beni Efendim (S.A.S) ve ashabı gibi, onlardan sonra ismini ve davanı sırtlayanlar gibi İslama, İrfana, İhlasa eriştir.

Ya Rab, bana güç ver.Bana Sen’in yoluna girmem için;herşeye, kerkese, kendime rağmen Sen’in yolunda kalmam için güç ver.Bana

güç ver ki benden istediklerini yapabileyim.Bana güç ver ki zalime dur diyebileyim.Bana güç ver ki Efendim (S.A.S) gibi “beşir ve nezir” olabileyim.

Fatih’ler Yavuz’lar gibi, Hamza’lar Halit’ler gibi korku salayım zalimlere.Ve güç ver ki “insanlardan bir insan olayım”kardeşlerimin yanına dönüp geldiğimde.

Ya Rab, dünyanın dört bir yanındaki kardeşlerime güç ver.Onlara baskılara, zulümlere,imkansızlığa ama en çok terkedilmişliğe,

yapayalnızlığa dayanma gücü ver.Onları hissiyatımızdan haberdar et.Onlara güç ver ki tüm katliamlara rağmen sana isyan etmesinler. Sen’den,

Efendim’den (S.A.S) kopmasınlar.Güç ver ki biz el uzatana kadar dayanabilsiler.

Ya Rab, şu niyazı mücrim dilim, fasid kalbim, riyakar elimle değil; bu hisleri paylaşan, bu duaya ‘amin’ diyen,senden binler şekilde

bu niyazda bulunan mü’minlerin ihlası ile, bize Sen’i anlatan büyüklerin, adını on dört asırdır köşe bucak yayan hadimlerinin, tüm insanlığı efendisi

Muhammet Mustafa’nın (S.A.S) hatırı ile değerlendir.....”

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19/7/2009 - Miraç gecesi tüm islam alemine hayırlı olsun..!!!

Kategori: _KuTLaMaLaR___



 


O peygamber ki insanların sapıklıkta sınır tanımadığı ,cehalette en üst seviyelere ulaştığı, şirkin ve küfürün kölesi olduğu bir zamanda dünyaya şeref vermiş ve dünyaya ilahi bir nur ,Rahmani bir şifa olmuştur…

Dualarımız bu gece eksik olmasın inşallah,

Kalplerimiz imanla dolsun,

Kandiliniz mübarek olsun.!



Efendim, müjdecim ,

Kurtarıcım,Peygamberim!

Sana uymayan ölçü

Hayat olsa teperim.



N.F.K.



 Feyiz ve bereketin coştuğu mübarek gecelerimizden biri de Miraç Gecesidir. Miraç bir yükseliştir, bütün süfli duygulardan, beşeri hislerden ter temiz bir kulluğa, en yüce mertebeye terakki ediştir. Resulullahın (a.s.m.) şahsında insanlığın önüne açılmış sınırsız bir terakki ufkudur.

Bu ulvi seyahat, mucizelerin en büyüğüdür. Miraç mucizesi Kur"ân-ı Kerimde âyetlerle anlatılmış ve varlığı inkâr edilemeyecek bir şekilde ortaya konmuştur. Bu îlâhî yolculuğun ilk merhalesi olan Mescid-i Aksâya kadarki safha Kur"ân"da şöyle anlatılır:

“Âyetlerimizden bir kısmını ona göstermek için kulunu bir gece Mescid-i Haram"dan alıp çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ"ya seyahat ettiren Allah, her türlü noksandan münezzehtir. Şüphesiz ki O her şeyi hakkıyla işiten, herşeyi hakkıyla görendir.” (İsra Suresi, 1)

Miraçın ikinci merhalesi de Mescid-i Aksâdan başlayarak semânın bütün tabakalarından geçip tâ İlâhi huzura varmasıdır. Bu safha da Necm Sûresinde şöyle" anlatılır:

“O ufkun en yukarısında idi. Sonra indi ve yaklaştı. Nihayet kendisine iki yay kadar, hatta daha da yakın oldu. Sonra da vahyolunacak şeyi Allah kuluna vahyetti. O"nun gördüğünü kalbi yalanlamadı. Şimdi O"nun gördüğü hakkında onunla mücadele mi edeceksiniz? And olsun ki onu bir kere daha hakiki suretinde gördü. Sidre-i Müntehâda gördü. Ki, onun yanında Me"vâ Cenneti vardır. O zaman Sidre"yi Allah"ın nuru kaplamıştı. Gözü ne şaştı, ne de başka bir şeye baktı. And olsun ki Rabbinin âyetlerinden en büyüklerini gördü.”

(Necm Suresi, 7-18.)

Miraç Gecesi Namazı
Miraç gecesi kılınacak namaz on iki rekattır. İki rekatte bir selam verilerek kılınacak olan namaz on iki rekat ile bitirilir. Her rekatte Fatihadan sonra on kere ihlas okunur. Kılınma zamanı yatsı namazı kılındıktan sonra, imsak vaktine kadar ki herhangi bir vakit olabilir. Bu oniki rekat namaz bittiği zaman selamdan sonra yüz defa :

“Sübhanallahi vel hamdülillahi vela ilahe illallahü vallahü ekber vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyül azim” duası okunur.

Ardından da yüz kere istiğfar yapılır.

Miraç Gecesinin Gündüzünde Kılınacak Namaz
Miraç gecesinin gündüzünde öğlen namazını kıldıktan sonra sonra dört rekat namaz kılınır.
Bu namazın;birinci rekatında Fatiha" dan sonra bir kere Felak suresi, ikinci rekattan sonra bir kere Nas suresi, üçüncü rekatta üç kere Kadr suresi, dördüncü rekatta elli kere İhlas suresi okunur.





Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

18/7/2009 - KaKTüS...!!!

Kategori: SaGLiK___






Kaktüs !
Bu dikenli bitkinin ne işe yaradığını ne için yaratıldığını bileniniz var mı ? Unutmayın ki, dünyadaki herşey bir amaçla yaratılmıştır. Ornegin kaktüs, radyosyonu emmektedir. Bu yüzden büyük nükleer santrallerin cevresindeki hektarlarca alana kaktüs dikiliyor. Ayrıca, geçenlerde istanbulda bir banka şubesi tam 250 adet kaktüs siparisi verdi. Ne için? Bilgisayarların yanına koymak ve böylece personelini korumak için. Herkes evinde hatta her odada mutlaka kaktüs bulundurmalı . Cildinizde iyilesmeyen yaralar, lekeler, lezyonlar varsa, bir kaktüsü kesip dikensiz bir dilimini o yara, leke veya lezyonun üzerine koymayi deneyin. Mucizeyi görün. Dogadaki her varligin bir gorevi oldugunu unutmayalim.






Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

27/6/2009 - Günah hastalığı...

Kategori: DiNi KoNuLaR___






Bâyezîd-i Bistâmî Hazretleri ilâç yaparken rastladığı bir hekime:

"- Ey tabib! Sende benim hastalığıma da ilâç var mı?" dedi.

Hekim sordu:

"- Hastalığın nedir?"

Bâyezîd Hazretleri:

"- Günah hastalığı..." cevabını verdi.

Hekim ellerini iki yana açarak:

"- Ben günah hastalığının ilâcını bilmem." dedi.

O esnâda orada bulunmakta olan meczûb bir genç söze karışıp:

"- Baba, senin hastalığının ilâcını ben biliyorum." dedi.

Bâyezîd Hazretleri de sevinçle:

"- Söyle ey delikanlı!" dedi.

Halkın meczûb gördüğü, ancak hakîkatte bir ârif olan genç,
günah ilâcını şöyle tarif etti:

"- On dirhem tevbe kökü ile on dirhem istiğfâr yaprağı al!
Bunları kalb havanına koy! Tevhîd tokmağı ile döv!
İnsâf eleğinden geçir! Gözyaşlarıyla yoğur! Aşk fırınında pişir!
Böylece oluşacak olan macundan her gün beş kaşık al;
hastalığından eser kalmaz!.."

Bunları dinleyen Bâyezîd-i Bistâmî, içini çekti ve:

"- Senin gibi âriflere mecnûn diyerek kendilerini akıllı sananlara eyvahlar olsun!.." dedi.

Bir kul için halkın nazarından ziyâde Hakk'ın nazarı evlâ
olduğu zaman kemâlât ve irfân yolları açılır. Artık onun bakış,
duyuş ve hissedişi bambaşka bir sır ve derinlik arz eder.
Böyle kullardan kimisi Veysel Karanî olur da halk ona gâfil
bir hâlde mecnûn deyip durur. Fakat aslında o, Allâh ve
Peygamberinin husûsî dostluklarına mazhar olmuştur.

Diğer taraftan bu kıssa,

"Sâlihlerle beraber olunuz!" (el-Tevbe, 119)

ilâhî emrindeki bereketi aksettirir.

Ârif olan gençte görüldüğü gibi, cümle sâlihlerden sudûr
eden gönül reçeteleri de nice mânevî hastalıklara şifâ
bahşederek kalbleri zinde ve pâk bir şekilde Hakk'a bağlar.

Burada Bâyezîd-i Bistâmî'nin diri ve âgâh bir kalbe sahip
olduğu hâlde gönül ilâcı istemesi, kendisindeki tevâzuun
bir tezâhürü olması yanında sohbet ettiği hekimin gönlünü
tedâvî içindir.



Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

9/5/2009 - BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ..???

 
  

 
BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ ?

• Yemeğe tuz ile başlanırsa beyin tarafından gönderilen bir uyarı sayesinde, midede mukus denilen sindirimi kolaylaştırıcı bir tabaka oluşturduğunu ve midenin sindirime hazırlıksız yakalanmasını önlediğini…

• Yemek yerken yerde oturarak sol ayağı katlayıp sağ ayağı karna çekerek oturulup yenildiğinde, su ile doldurulmuş balon şeklinde olan midenin çıkış kısmını kapatarak yenilen gıdanın tam sindirilmeden bağırsaklara kaçmasını önleyeceğini ve mide dolunca da doygunluk hissi vererek çok fazla yemeden kalkılacağını…


 
• Yemek yerken yemeğin ortasında su içildiğinde içilen suyun yenilen gıdaların sindirilmesine, gerekli vitaminlerin emilmesine katkıda bulunduğunu ve midede doygunluk hissi vererek az yemeye vesile olduğunu…

 
Oturularak ve en az 3 yudumda içilen su, dil ve ağız bölgesinde daha fazla duraksadığından tükürük bezleri için gerekli olan suyun emilimini artırıp anti bakteriyel ve antioksidan etkiye sahip tükürüğün salgılanmasını artırarak ağız ve diş sağlığına katkıda bulunduğunu..

 
• Uyurken sağ yana dönüp yatıldığında solda olan kalbimizin daha rahat çalışmasına neden olarak, kalbi yormadan dinlenmiş bir vaziyette kalkılabileceğini…

 
• Tuvalete girerken sol ayakla ilk adım atıldığında kaygan olan zeminde ayağın kayması durumunda sola göre daha güçlü olan sağ ayağın düşmeyi engelleyerek vücudu dengelediğini..

 
• Banyo yaptıktan sonra ayaklara soğuk su dökmenin kan dolaşımını hızlandırıp sıcak sudan dolayı genleşmiş olan damarların içindeki kanın aktivasyonunu artırarak tansiyon düşüklüğünü önlediğini ve savunma mekanizmasını güçlendirdiğini…

 
• Kesintisiz uyunan uzun gece uykularının, damarlarda vazodilatasyona neden olduğunu, uyku ortalarında kalkıp el yüz yıkamak (ör: abdest almak) az yorucu egzersizler yapmanın (ör: teheccüd namazı) vazodilatasyonu engellediğini ve daha zinde kalkılabileceğini…

 
• Bütün bunların, 1600 sene evvel Peygamberimiz (sav) in yaptığı ve ümmeti için de tavsiye ettiği sünnet-i seniyyeler olduğunu...

 
BİLİYOR MUYDUNUZ ?
 
<_script /><_script />
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

5/2/2009 - BeBeK YeLeĞi.(Kız bebekler için..)

Kategori: oRGuLeRiM___


YeNi BiTiRDiĞiM BeBeK YeLeĞiNiN MoDeLi...












Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/2/2009 - BiR NaMaZ SeYRi...

Kategori: NaMaZ___




Bir Namaz Seyri

Kıyamınla kıyametini başlatıyorsun. Kalk ayağa. Kıbleye yönel. Tekbir getir. “Allahuekber..” Ayağına takılan, yolunu kesen, emellerini yok eden, hayallerini engelleyen ne varsa, hepsinden daha büyüktür O. Ayağına takılanı kaldıracak inceliği, emellerini gerçekleştirecek şefkati, seni hayallerine eriştirecek gücü O’nun büyüklüğünde bulacaksın. Bunu bilerek, teslim ol Rabbine, kaygılarını ve korkularını rahmetinin kucağına bırak usulca. Kaldır ellerini ve bir gün nasılsa huzurunda hareketsiz kalacak bu bedeni, bütün hücreleriyle O’na teslim et. Ayağa kalk ve “buradayım ey Rabbim” de. “Evinden kaçan kulun, yuvadan uçan kölen yine Sana geldi. Buradayım! Geldim! Huzurundayım!”
* * *

Elini bağlamakla kötülükten çekiliyorsun. Dünya telaşının nabızlarını ne kadar da kuvvetli alıyorsun. Öyle bir rüya ki dünya, içinde uykunu da uyanıklığını da kaybetmişsin, uyanmaktan korkuyorsun. Rüyasında gördüğü rüyayı anlatan adam gibi, kendini uyanık sandığın yerde uykunun en derin yerindesin. Kendini burada kalmaya razı etmişsin, şimdiye razı olmuşsun. Ötesine gönlün de gözün de kapalı. İşte şimdi, dünya telaşını ellerinle geriye atıp tekbir getiriyorsun. Büyük bildiklerinden de büyük olanın huzurunda kaygılarını küçültüyorsun, telaşlarını durultuyorsun, korkularını dağıtıyorsun. Sağ elini sol elinin üzerine koyup şerden el çekip hayra uzanıyorsun, yokluktan yüz çevirip varlığın kalbine akıyorsun. Varlığın göğsünde cılız bir nefes kadar hafifliyor, sadeleşiyorsun. “Subhaneke” fısıltısında, sonsuz gürültüler ortasında, bitmez telaşlar arasında, meyvesiz koşturmalar sonrasında Seni işiten, en ince sızılarına, en gizli arzularına kulak veren Rabbinle tanışıyorsun.

* * *

Eğilmekle doğrultuyorsun kendini. Rükûlarında koca bir dünyanın yükünü atıyorsun omuzlarından. Azîm olan Rabbinin huzurunda eğilip başkalarına izzetini ilan ediyorsun. “Subhane Rabbiye’l-Azîm.” Bedenin eğiliyor; ruhun doğruluyor. Başın alçalıyor; kalbin duruluyor. Yüzün yere dönüyor; alnına rahmet dokunuyor. Yalnızlaşıyorsun rükûda; telaşlarda unuttuğun, dünya çölünde kaybettiğin kendini yeniden buluyorsun. Tutup dizlerinden kendini kendine doğru çekiyorsun. Kendine gelmek için kendinden geçiyorsun.

Oturmakla hayatın kalbinde yer tutuyorsun. Tahiyyata otur şimdi ve gözlerini ellerine kilitle. Diri olan her şeyin selâmını söylerken dirileri diriltene, ölüleri diriltene dön, ellerini eline vereni bil. Ellerinin ne kadar da küçük kaldığını hatırla hırsların karşısında. Elinde kalanların seni avutamayacağını anla. Sahiplendiklerinin hepsi avuçlarının içinde ama avucun boş olacak bir gün. Biriktirdiklerinin hepsi şimdi yanında ama avucun boşalacak bir günün akşamında.

* * *

Secde ederek başını göğe ağdırıyorsun. Yüzünü toprağa sür şimdi. Evine dön. Sılana koş. “Subhane Rabbiye’l-A’la.” Başını yere koyarak sıfırla kendini. Rabbine de ki: “Sen varsın. Sen a’lâsın. Eksiklikten uzaksın, noksanlıktan muallâsın, kusurdan mukaddessin. Kusur bende. Benden yana eksiklik. Bende saklı acizlik. Bende bekler fakirlik. Yalnız Sana muhtaç olma zenginliğimdir secdem. Yalnız Sana kul olma şerefimdir secdem.” Secdeler ruhunun saltanatıdır. Varlığını huzurunda hiçlediğin andır secden. Rabbinin şahdamarı yakınlığından kalbine yakınlıklar emdiğin yerdir secde. Ruhunun muştular bulduğu demdir. Miracının ‘kab-ı kavseyn’idir secde. Seni beni aradan çıkardığın yerdir secde. De ki: “Dediğini yapıyorum, secde edip yaklaşıyorum. Sana yaklaşıyorum. Tüm uzaklıkları uzaklara bırakıyorum. Tüm aldanışları tuzaklarda bırakıyorum.”

* * *

De ki: “Yüzümde secdelerimin izini bırak ey Rabbim. Alnıma rahmetinin nefhasını bırak ey Rabbim. Kalbime En Sevgili’nin aşkını bırak ey Rabbim. Secdemden dirilt beni. Secdemde öldür beni. Secdemde durult beni. Secdemde doğrult beni.”

* * *

Tenini kalbine bitiştiriyor her namaz. Ve sabah gelince yeniden, tenine dokunur ötelerin hülyası. Göğsüne değer bin İsâ nefhâsı. Yûsuf kokulu gömlekler sarılır tenine. Mûsa gibi ellerini göğsünden çıkarırsın. Uzakta bir ateş görmüşsün gibi kıvılcımlanır gökler. Yeniden dirilir gibisin. Unuttuğunu da unuttuğunu hatırlarsın yastığının kuytusunda. Rüyâlardan dönersin. Yeniden yüklenirsin hicranları. Biriktirmeye başlarsın yeniden. Çoğaltmaya ayarlarsın kendini yine. Lâkin, hâlâ yırtıktır hayatın cepleri. Ayaklarının ucuna dökülüyor zamanın parçaları. Bir secdenin pınarında söndürüyorsun kalbinin yangınlarını.


Senai Demirci....


Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->


Hakkımda

Bir okuma molasıdır belki satır arası yaşanılan bir hüzün. Kıymetini bilmek lazım,, iyinin,, hüznün,, ve güzün...


Son Yazılarım

iYi BaYRaMLaR...!!!
öDüLüM VaRRR....
sevginin adı…
SeNSiZ...!!!
Miraç gecesi tüm islam alemine hayırlı olsun..!!!
KaKTüS...!!!
Günah hastalığı...
BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ..???
BeBeK YeLeĞi.(Kız bebekler için..)
BiR NaMaZ SeYRi...





KaToGoRiLeRiM...



BLoG DoSTLaRıM...

seleme
cennetkokusu
azadgulu
zerreitoz
medineliyim
hadimulabi
cubbelihoca
kardelensiz
askinadilenciyim
affeyleyarab
birgonulbal
sonsuzruh
vuslatameftun
cupcakes
isrin58
sanageldimhabibim
kezibanyenge
mehmeteminay
uzumhosafi
tarifdunyasihatice
elifnun
cennetyolcularin
doruklardasevgi
dualarile
bbadisabahh
sevdeanne
<%De******ion%>

HOŞ GELDİNİZ

sitene ekle

-------MERHABA-------


gönüldostlarım bloguma hoşgeldiniz.... düşünceleriniz ve yorumlarınız benim için önemli... yazılarım hakkındaki yorumlarınızı yazılarımın altına yazarsanız sevinirim...
-------DUYURULAR-------

filistin haber katogorisinde filistinli bir mühendisin, hayrettin karamana gönderdiği beni adeta ağlatan o mektubu okumanızı tavsiye ederim.. arkadaşlar blogumda güzel vakit geçirmeniz temennisiyle...

NuRTaNeLeRi.BLoGCu....


Image Hosted by ImageShack.us

Veda Hutbesi Bismillahirrahmanirrahim EY İNSANLAR! Sözümü iyi dinleyiniz.Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha birleşemeyeceğiz. İNSANLAR! Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur. ASHABIM! Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildiren kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlıyarak muhafaza etmiş olur. ASHABIM! Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun aslını vermek gerektir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Cahilliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz deAbdulmuttalib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir. ASHABIM! Cahilliyet devrinde güdülen kan dâvâları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu (amcazadem) Rebia'nın kan davasıdır. İNSANLAR! Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hakimiyet kurmak gücünü ebedi suretle kaybetmiştir. Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız! İNSANLAR! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzeridne hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki hakkınız, onların, aile yuvasını, hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe döğüp sakındırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, memleket göreneğine göre, her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir. MÜ'MİNLER! Size bir emanet bırakıyorum ki ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanet Allah Kitabı Kur'andır. MÜ'MİNLER! Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman müslümanın kardeşidir, böylece bütün müslümanlar kardeştir. Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz başkasına helal değildir. Meğer ki gönül hoşluğu ile kendisine vermiş olsun... ASHABIM! Nefsinize zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır. İNSANLAR! Allah Teala her hak sahibine hakkını (Kur'an'da) vermiştir. Varise vasiyet etmeğe lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden için mahrumiyet vardır. Babasından başka bir soy iddia eden soysuz, yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lanetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın! Cenab-ı Hak, bu gibi insanların ne tevbelerini, ne de adalet ve şahadetlerini kabul eder. İNSANLAR! Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Âdem'in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Allah yanında en kıymetli olanınız, O'na en çok saygı göstereninizdir. Arabın Arap olmayana -Allah saygısı ölçüsünden başka- bir üstünlüğü yoktur. İNSANLAR! Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz? "-Allah'ın elçiliğini ifa ettin, vazifeni yerine getirdin, bize vasiyet ve öğütte bulundun diye şahadet ederiz." (Bunun üzerine Resûl-i Ekrem mübarek şahadet parmağını göğe doğru kaldırarak sonra da cemaat üzerine çevirip indirerek şöyle buyurdu.) Şahid ol yâ Rab! Şahid ol yâ Rab! Şahid ol yâ Rab!

Image Hosted by ImageShack.us




Kur'an Hatim Programı

Esma-ul Husna
sitene ekle





http://www.kod-dunyasi.tr.gg